okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2014 Cumartesi

2013'ün bıraktığı en güzel günlerden biri


merhabalar..

duyar duymaz çok büyük heyecana kapıldım ve o günün gelmesini bekledim..
sınavım geç başladı geç bitti olsun dedim..
beni almaya gelecek olan babamın toplantısı çıktı olsun dedim..
Doğu'nun yanımda olmasını çok önemsediğim için o kısacık zamanda onu evden almaya gittim..
koştum koştum ve yetiştim..
işte sonuç..
azmin zaferi..

karşımda Ahmet Ümit..
kitaplarını büyük bir heyecan ile okuduğum..
tv programlarında söyleşilerini keyifle dinlediğim..
kıymet bilirliğine, alçak gönüllüğüne hayran kaldığım insan..








Ahmet Ümit ile tanışma fırsatı yakalamak, kitaplarımızı imzalatmak 2013'ün bana verdiği 
yeni yıl hediyesiydi..
Doğu tüm şaşkınlığıyla '' Anne ünlü biriyle tanıştım.'' dese de ilerleyen zamanda hafızasında 
ne kadar kıymetli bir hatıra kaldığını daha iyi anlayacak..
şimdi Ahmet Ümit'in son kitabı olan Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni bir an önce okumak için 
şu finallerimin bitmesini bekliyorum..
mazallah bir başlasam ders çalışamam valla :))

2014 yılı da dilerim güzel hatıralar biriktirdiğimiz bir yıl olsun..


Sevgilerimle; İdil..

10 Ekim 2013 Perşembe

okudum \\ bora' nın ktabı - ayşe kulın

merhabalar..

Ayşe Kulin'in üçlemesinden Gizli Anların Yolcusunu okuduktan sonra Bora'nın Kitabı'nı okumayı da tamamladım sonunda..

bir önceki kitaptan tanıdığımız Bora'nın hayatının tüm inceliklerine kadar anlatıldığı ,
zaman aman iç burkan, kızdıran.. 
ne kadar zor yaşanan hayatların var olduğunu, sahip olduğumuz hayata dönüp bakmayı öğreten ,
sonucu düşünmeden aslolanın mücadele etmek olduğu anlatan okunulası bir kitap...



BORA'NIN KİTABI : 

Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken... Daha sonra yüzleşirken... Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda... Kendimle barışırken... Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken... Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken... Yoruldum!"

Acımasız günlerin gölgesinde geçen çocukluğunun yaralarını sarmak ve geçmişini silmek için İstanbula gelen genç bir adam: Bora. Tar hayatını değiştiren aşkı bulup umudu yeşerdiğinde, geçmişi yeniden karşısına çıkacak ve kendi öyküsünü anlattığı Boranın Kitabı onu bir girdabın içine sürükleyecek.

Gizli Anların Yolcusundan tanıdığımız Boranın hazin öyküsüyle Ayşe Kulin, sadece genç bir adamın kişisel varoluş mücadelesini değil, bu coğrafyanın zorlu koşullarında bir insan, bir âşık, bir birey olabilmenin imkânsızlığını da anlatıyor.

Boranın Kitabı kabuğundan sıyrılmaya ant içmiş insanların büyük mücadelesinin romanı.

Sayfa Sayısı: 256
Baskı Yılı: 2012

Yayınevi: Everest Yayınları


Sevgilerimle; İdil..

30 Ağustos 2013 Cuma

okudum \\ gizli anların yolcusu - ayşe kulin

merhabalarr..
 
işte yeni bitirdiğim bir kitapla karşınızdayım..
Ayşe Kulin'in üçlemesi olan
 
Gizli Anların Yolcusu
Bora'nın Kitabı
Dönüş
 
kitapları eşimin bana bu seneki doğum günü hediyeleri..
 
hemen ilk kitaptan başladım okumaya..
çok keyif alarak bir solukta bitirdim..
farklı hikayesi ve incelikli işlenişiyle okuyucuyu sarıyor..
bu kitap benim ilk Ayşe Kulin deneyimim..
düşündüm açıkçası bu zamana kadar niye ön yargılı olup hiç yanaşmamışım kitaplarına..
 
işte zaman zaman kızdıracak, kendi değer yargılarınızı sorgulatacak,
belki de doğrularınızı sarsacak etkileyici bir kitap..
 
 
 
GİZLİ ANLARIN YOLCUSU :
 
Uzun zamandır çıkmadığı yollarda kaybolanların hikâyesi...

Ayşe Kulin yeni romanında aşkın değiştirdiği ve bir daha hiç aynı olmayacak hayatları anlatıyor…

Çağdaş edebiyatımızın en sevilen yazarlarından Ayşe Kulin, Gizli Anların Yolcusu ile bir kez daha okurlarını şaşırtıcı gerçeklerle yüzleşmeye zorluyor. Bu kitap yerleşik ve düzenli hayatlarımızın nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bir anda yıkılıp gidebileceğini gösteriyor bize... Acı bir kaza... Bir anda ağızdan kaçan bir söz... Ansızın yayınevine gelen bir dosya... Birbirine dolanmış eşarplar... Bütün bunlar, aykırı bir aşkın başını ve sonunu belirlemeye yeter mi?

Gizli Anların Yolcusu, pek çoğumuzun anlamakta zorlandığı, yargılamakta ısrar ettiği bir aşkın romanı. Ayşe Kulin her zamanki ustalığıyla yaklaşmaya korkulan bir konunun üstüne giderek tabuları yıkmayı deniyor.

Bu romanda sadece aşkı değil, toplumun zorladığı hayatları, harcanmış çocuklukları, kendi içindeki sırlarla en yakınlarını yaralayan ailelerin öykülerini soluk kesen bir tempoyla okuyacaksınız.
 
Sayfa Sayısı : 432
Baskı Yılı : 2013
 
Yayınevi : Everest Yayınları
 
 
 
Sevgilerimle; İdil.. 

2 Ağustos 2013 Cuma

okudum \\ patasana - ahmet ümit

merhaba kızlar..
 
işte soluksuz okuduğum bir kitap ile karşınızdayım..
 
ben Ahmet Ümit kitapları okumaya eşimin ısrarıyla başladım..
başta cinayet romanları olduğu için pek bir soğuk gelmişlerdi bana..
bu kadar seveceğimi ve bağlanacağımı düşünmemiştim..
işte okuduğum Ahmet Ümit kitapları arasında beni en çok etkileyeni..
 
 

 
 
PATASANA :
 
Bir coğrafyanın kanlı geleneği anlatılıyor Patasana da. Anadolu'nun güneydoğusunda bugün yaşananlar ile üç bin yıl önce yaşananlar paralel bir biçimde gözler önüne seriliyor. Poenun öykülerindeki gizem, Christienin romanlarındaki klostrofobik ortam, Anadolu güneşinin parlak ışığı altında birleşerek etkileyici yeni bir biçime bürünüyor. Patasana trajik öykülerle dolu bir kitap, ama asla karamsar değil. Tüm iyi romanlarda olduğu gibi, Patasanada da bilgelik, belirsizliğin üzerinde yükseliyor.

 
Sayfa Sayısı : 404
Baskı Yılı : 2002
 
Yayınevi : Doğan Kitap
 
 
                                                                                                                                     Sevgilerimle; İdil..
 


 


18 Temmuz 2013 Perşembe

okudum \\ kardeşimin hikayesi - zülfü livaneli

herkese merhabalar..
 
çıkar çıkmaz çok büyük büyük bir heyecanla edindiğim ve bir solukta okuduğum bir kitap..
Zülfü Livaneli kitaplarını hiç tereddütsüz alırım zaten..
anlatımındaki yalınlık sizi okurken hiç yormaz ama hikayenin derinliği bir tokat gibi çarpar sizi..
ayrıca hikayenin geçtiği zaman ve yer ile ilgili çok önemli bilgiler verir insana..
bir kurgu gerçekle harmanlanır..
 
 
 
 
 
KARDEŞİMİN HİKAYESİ :
 
Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.

 
Sayfa Sayısı : 330
Baskı Yılı : 2013
 
Yayınevi : Doğan Kitap
 
                                                                                                                                    Sevgilerimle;  İdil..
 


6 Temmuz 2013 Cumartesi

okudum \\ serenad - zülfü livaneli

sanırım ne zamandır yazmaya başlayamadığım
''okudum'' bölümüne start verme zamanı..
 
işte aşık olduğum bir kitap.
''SERENAD''
yeni değil aslında geçen sene okudum bu kitabı.
oysa sevmem ben içinde aşk olan romanları buna rağmen
galiba en kısa sürede, hani derler ya soluk almadan bitirdiğim bir kitap.
kendinizi yormadan romanın ve romancının kollarına bırakın ve
okumanın keyfini sonsuz da yaşayın..
 
 
ARKA KAPAK:
 
Serenad

Roman okumak istiyorsanız...

Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesinde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duranın (36) ABDden gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagneri (87) karşılamasıyla başlar.

1930lu yıllarda İstanbul Üniversitesinde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şileye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.

Okurunu sımsıkı kavrayan Serenadda Zülfü Livanelinin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.
 
Sayfa Sayısı: 484
Baskı Yılı: 2011




27 Şubat 2013 Çarşamba

benim kitaplarım

     deliler gibi kitap okuru olamadım hiçbir zaman.. ama yine de elimi kitapsız bırakmayı da hiç yakıştıramıyorum kendime.. bazen üç günde bitiyor kitap elimde bazen bir ay da.. çok beğenerek okumama rağmen Ahmet Ümit'in bab-ı esrar kitabını hala biteremedim mesela.. gerçi Allah'ın izniyle bu gece bitecek inşallah.. sevgili kardeşim ezgi geçen gün kafa yapıyordu benimle 'hala bitiremedin mi diye' sevgiler burdan kendisine:))

    
     herhalde bugüne kadar en hızlı okuduğum kitap zülfü Livaneli'ye ait olan serenad kitabıydı.. mükemmel bir kitap ki ben zaten zülfü Livaneli'ye hayranım.. eğer okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim..


     elimden gelse tek tek gösterip anlatmak isterdim size kitaplarımı ama şimdilik topluca gösteriyorum.. kütüphanemin sağ üst köşesi şiir kitaplarıyla dolu.. ağır romantizmle hiç alakası olmayan bir insan olmama rağmen şiirler babamın aşılamasıdır bana.. şiir kitaplarımın çoğu da canım babacığıma ait zaten.. yanınıza gelip aniden şiir okumaya başlayabilir :

al beni, avut beni
ruhunla soluk beni
ay vurmuş ıslanmışım
kokunla kurut beni

      nihat Behram'ın bu şiiri mesela babamcığımın zihnimde yer etmiş hatırası..


     uspenski'nin fedor amca kitabı daha küçücükken benim okumayı sevmemi sağlayan kitap.. üstümde emeği çokk yani.. şimdi oğlum okuyor kitaplarımı.. bir zamanlar benim küçücük ellerimin tuttuğu kitapları şimdi oğlumun okuyor olması inanın çok büyük bir haz..


     aslında ister benim kitaplarımı ister başka kitapları okusun farketmez.. yeter ki okumanın kıymetini bilen etrafında dönen dünyanın farkında olan bir çocuk olsun.. okusun, görsün, düşünsün.. körü körüne inanmasın hiçbir şeye..